“AIR”

Şimdi size “Nike’ın ilk aklınıza gelen modeli ne?” desem, bana ne cevap verirsiniz? Bir çoğunuzdan “Air Max” duyacağıma eminim.

Ben bir sneakerı elime aldığımda onunla ilgili bir hikaye duymayı, onu okumayı ve araştırmayı severim. Air Max ailesinin bu yüzden benim için önemi büyük.

Bugün bakıldığında aslında “Aman ne var ki ?” denecek bir innovasyon 1980’lerde yeri yeriden oynattı. 1979’da başlayan “Air” macerası, Tinker Hatfield’in yaratıcı zekası ve Centre Pompidou’dan aldığı ilhamla bambaşka bir kimliğe büründü. Bahsi geçen sneaker, bizim hala severek giydiğimiz Air Max 1’den başkası değil.

Air Max 1 piyasaya ilk çıktığında Nike olacakları öngörüyor muydu? Bilemiyorum. Tek bildiğim koşu ayakkabısı olarak 1987’de piyasaya çıkan AM 1’in oyunu değiştirdiği. Orta tabanda bulunan “air”in görüldüğü o küçük pencereyle tasarım dünyasında büyük ses getirdi. Nike “air” için yaptığı TV reklamın film müziği olarak Beatles’dan “Revolution”u seçti. Bence bu şarkı seçimi bile bir çok şeyi açıklıyor.

Yıllar içinde gelen AM2, AM90, AM180, AM93/95/97/98, Vapomax, AM270, AM720 gibi modellerinde ( bildiğim kadarıyla seksene yakın air max modeli var)  yepyeni teknolojiler bulmak mümkün. Tek ayakkabıyla başlayan ve sürekli yenilik peşinde koşan Air Max ailesinin her üyesi artık bir sneakerdan çok daha fazlası.

Koşmak için üretilmiş Air Max modelleri zaman içerisinde sokak kültürü tarafından benimsendi. Air Max artık sokak kültürü ve sokak modası için vazgeçilmez. Farklı renkleri, modelleri ve işbirlikleri sonucunda ortaya çıkan o şahane sneakerlar sayesinde de koltuğunun kolay kolay sarsılacağını düşünmüyorum.

Peki benim en sevdiğim Air Max ne? Cevabım Air Max 1. Belki de ilk fitili ateşleyen o olduğu içindir, 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *