Aralık ayına girerken

Günaydın ve iyi geceler,

Size yağmurlu bir İzmir gününden sesleniyorum.

Konuştuğum insanlar ( pandemi sağolsun görüşemiyoruz) sesimin kötü geldiğini ve ekranda kötü göründüğümü söylüyor. Aslında iyiyim ve biraz da bundan bahsetmek istiyorum.  2020 yılında çevremizi  saran sayısız felaket ve bu yılın% 90’ını evde geçirdiğim gerçeği göz önüne alındığında, akli dengem gayet yerinde. Güvende ve çok şanslıyım. Bunu kendime her gün hatırlatıyorum. Depremin yaralarını sarmaya çalışan bir şehirde yaşıyor olsam da gayet iyiyim ama kaygılıyım. Bu yazı da kaygılar hakkında.

Pandemi ve artçı sarsıntılar arasında sıkışmış olmaktan kaygılarımı arttı. Aklım türlü türlü yaşanmamış senaryo ve o senaryoların devamında yaşanabilmesi muhtemel duygusal çöküntüler ile dolu. Var olmamış sahneler, o sahnelere atanmış duygular ve her şey bir kaç dakika içinde kafamın içinde olup bittikten sonra bana kalan “Ya tüm bunlar gerçek olursa?” sorusuyla yaşıyorum. Defalarca aynı soruyu farklı şekilde sorarak kendimi test ettiğimin farkındayım. Müdahaleci düşüncelere alışkın olduğum için artık neyin ne olduğunu bilir haldeyim ama onları durdurmak, buraya yazmak kadar kolay olmuyor maalesef.

İşin kötüsü bunu anlattığınız zaman “Amaaan bunu mu takıyorsun?” sorusunu duymak ve anlaşılamamak son derece kötü. Çünkü bu sizin hayatınızın her alanına, her türlü ilişkinize yansıyor. Bu ruh hali bir girdap olduğu için, içine girdiğinizde çıkmak da kolay olmuyor.

Bana iyi gelsin diye modern tıbbın yanında sarılmadığım ağaç, basmadığım toprak kalmadı. Dualara tütsüler karıştı. Seanslardan seans beğendim ama işte her şey bir tetiklenmeye bakıyor. Bir yerden sonra başına geleceği bildiğin için kendini tanıyorsun ve çevrendekileri uyarıyorsun; “Bir süre iyi olmayacağım”.

2020’nin bana en iyi gelen tarafı belki de bu oldu. Canımın acımadığını söylediğim, ben her şeyin üstesinden gelirim tavrımın yerini benim de insani duygularım var ve bazen kendime iyi bakmam gerekiyor tavrı aldı. Sanırım tüm astrologların sene başında dediği gibi değişim kaçınılmazdı…

Bu iç dökme seansımın sonunda geldiğimize göre bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Share

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *