Beara Beara | Londra

Hani hep birbirinin aynı olan küçük kafeler arasında birini diğerlerinden daha çok seversin, duygusal olarak daha çok bağlanırsın ya; işte onun Londra versiyonunu anlatmaya geldim.

Londra’nın kuzeyine doğru, merkeze en yakın ve tabiri caizse en hip mahallelerinden biri olan Angel’da birçok küçük restoran ve kafe var. Her birinin içinde, wi-fi ve iyi kahve peşinde laptop’larıyla gezen freelancer’ları, yok efendim danışman kitlesini ya da buranın en güzel nimetlerinden olan ofis dışında çalışabilen her kesimden çalışanı görebilirsiniz. Yine bu civarda yer alan Islington Upper Street de aynı şekilde, sağlı sollu onlarca mekânın olduğu geniş bir cadde. Bu caddenin başında bulunan Beara Beara ise, hikayesiyle ve ürettiği çantalarla benzerlerinden ayrışıyor.

Kafeye girdiğinizde zemin katta sizi aydınlık, ferah ve samimi bir ortam karşılıyor. Her gün biraz değişen, bazı günler daha hareketli, bazı günler daha sakin ama genellikle funky tarzda bir müzikle mutlu ve canlı bir havası var mekânın. Kahveler leziz. Çay tercih edenlerse harika bitki çaylarından birini seçebiliyorlar. Karnı çabuk acıkanlara mükemmel bir haberim var; menü ağırlıklı olarak peynir odaklı! İngiliz peynirinin en iyi hali diye tarif ediyorlar (içimden siz gelin Kars gravyerini ya da Ezine peynirini görün demek gelse de susuyorum, çünkü yemekler hiç fena değil ). Eritilmiş peynir tepesi, çeşitli kızarmış ekmekli tostlar, mac&cheese çılgınlığının en cool hali ve formuna dikkat eden sıkıcı insanlar (!) için de üç sağlıklı salata seçeneği mevcut. Merdivenlerden çıktığınızda birinci katta nefis döşenmiş bir co-working space buluyorsunuz. İnsanın oturup sabahlara kadar çalışası, üretesi geliyor inanır mısınız… Merdivenlere devam ettiğinizde, ikinci katta bir dükkan buluyorsunuz.

 

 

 

 

 

 

İşte asıl sürpriz: Beara Beara aslen bir orijinal deri çanta markası. Markanın kurucusu Jake Bullough, eskiden seyahat yazarlığı yaptığı bir dönemde Bolivya’da yaşıyor ve başkent La Paz’da tanıştığı, ailesiyle beraber deri çantalar yapıp, bunları şehrin arka sokaklarından birinde minicik bir dükkânda satan Julia ile tanışıyor. Çantaların malzemesi ve işçilik kalitesinden çok etkilenen Jake, bu aile ile iş birliği yapmaya başlıyor ve tasarımını yaptığı çantaları beraber hayata geçiriyorlar.

Kendine has, otantik, cool ve zamansız ürünleri sevenler Beara Beara deri çantalara muhakkak göz atsınlar! Hiç yoksa da kafeye gidip, benden Jake ya da Alejo’ya bir selam söyleyin ve kendinizi masalardan birine bırakıp Upper Street’i seyre dalın.

Share

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *